Başka bir mesele de var: Değişimi Açıklama

Her değişim kendi doğal açıklamasını gerektirir. Aristo’ya göre tam(bütün) açıklama dört çeşit sebebe dayandırılabilir.

Bu sebepleri;

  1. Biçimsel sebep (form)
  2. Maddesel sebep (material)
  3. Etkin sebep (efficient)
  4. Nihai sebep (final)

olarak listelemek mümkün. Ama her ne kadar sebeplerin farkına varsak bile künhüne vakıf olamıyoruz bir türlü. Başka bir determinist bakış açısına göre ise doğada meydana gelen her olay önceden meydana gelmiş olayların sonucudur.

Sosyo-kültürel öğrenme teorisyeni Lev Vygotsky’nin de üzerinde durduğu bir diğer ilişkisel bakışta ise insan toplumun, dönemin ve çevresindeki diğer insanların etkisinden sıyrılamaz. O halde söylenenlerin kaçta kaçı samimi düşünceleri aksettiriyor, kaçta kaçı ideolojilerin etkisinden sıyrılabilmiş? Ya da tam da bu sorularla rasyonalizmi gereğinden fazlamı hayatın merkezine koyuyoruz? Günün sonunda evet-hayır gibi kestirme cevaplar hiç bir şeyi aydınlatmaya yetmiyorken matematiğin tefekkür ve tereddütlerle dolu dünyasında bir araştırmaya davetten öteye gitmiyor bazı istatistikler.

Beşeri zafiyetlerden sıyrılıp bu soruları cevaplayabilmek mümkün müdür?Elimizde aldanmayan tek kıstas var: vahiy. Vahiy ezelî ve ebedî hakikat…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir