Düzen

Bilginin kaynağı benzetimdir. Platon’un at ideası kuramında da olduğu gibi. İnsan önce bir ağaç görür ve kafasında ağaç imgelemi oluşturur. Bu imgeleme yeterince benzeyen her şeye ağaç diyebilir artık evet bilgi oluşur. Foucault da bilginin benzerlikle oluştuğunu söyler.

Nitelikli bilgi ise analitik bilgidir analizle oluşur. Analiz ise tasnifle. Eğer tasnifi yanlış yaparsanız yanlış bilgilerle analiz yaparsınız ve kararlarınız da yanlış olur.

Tasnif ise düzenli bir benzerlik gösterenleri ayrıma tabi tutmak sınıflandırmak demektir. Burada anahtar sözcük düzenliliktir; nizamilik (pattern oluşturmak). Eğer siz istisnai olanları düzenli düzenli olanları istisnai (exceptional, arizî) olarak tanımlarsanız yapacağınız analiz ve elde edeceğiniz bilgi tamamen yanlış olacaktır.

Nizami ve istisnai olanı nasıl ayırt etmek gerekir, esas mesele budur!
Örneğin bir felsefeden, paradigmadan ya da doktrinden söz ediyorsak o felsefenin teşvik ettiği, cesaretlendiğrdiği değerler ve kişiler üzerinden bir düzenlilik (pattern) kurulabilir. Sözgelimi günümüz dünyasının hakim paradigmasını bu yöntemle incelediğimizde hakim değerleri görmek mümkün olacaktır.

Thomas Khun “paradigma”yı politikanın, felsefenin ve bilimin tüm alanlarını kuşatan ve çağı içerisinde dünyaya hakim olan ideoloji olarak tanımlar.

Hakim paradigmanın felsefi altyapısı materyalizm üzerinden geliştirilen rasyonalizmdir. Rasyonalizm ise adı üstünde orantısal aklı/hesapçı aklı ifade eder. Bunu mesela 11 Eylül sonrası ABD’nin Irak’a yaptığı saldırıda görebiliyoruz artılar bir tarafa yazılmış eksiler bir tarafa artılar hanesinde petrol gelirleri, petrol piyasasının belirleyici gücü olma, eksiler hanesinde yüzbinlerce ortadoğulu ölmüş, 5 bin de ABD askeri. Rasyonel akıl budur, hesap vardır vicdan yoktur. Net.

Aynı hesapçılığı Afrika’nın sömürülmesinde de görürüz. Afrika’nın çektiği tarifi imkansız acıların hiçbir önemi yoktur, önemli olan Avrupalı soylunun (soysuzun) ortanca metresine hediye edeceği kolyedeki elmastır. Belki de bu elmasın küpesi yapılır, tablosu çizilir ve hatta filmi de yapılır ne kadar da üstün bir sanat anlayışıdır!

Hakim paradigmanın en önemli bilimsel idolü Einstein’dır. Yüzbinlerce masumu katletmeyi bulan ve uygulamasına yönelik iradesini ortaya koyan bir vahşet abidesi.

Peki hakim ideolojide hiç mi matah şeyler yoktur. Vardır elbette İnsan hakları, demokrasi, çoğulculuk, yenilikçilik vs. Peki bu kavramları tek tek ineceleyelim bu arizilik/düzenlilik ikilemi içerisinde.

Demokrasi kavramını inceleyelim mesela; Sisi, demokrasiyi inşa eden kahraman deyim siz BAE’nin diktatörünün ortadoğunun en vizyoner lideri diye president tarafından övüldüğünü hatırlayın, ya da Somali’de ingiliz ve italyan sömürüsü sonrasında oluşmuş onlarca yıldır süren dört buçuk kabilenin aşiret kavgasını biritren bir hareket bütün ülkede çoğunluğu yakalar ve iktidar olur ama sırf adında Müslüman var diye dış müdahale ile püskürtülür, ötekileştirilir çizgi dışına itilir, grup içerisinde radikalleşen unsurlarla terör örgütü kalır geriye al sana “el şebab”. Sanki Suudi arabistan ve İran şeriatle yönetilmiyordur. Sanki bu iki ülke diktatörlük değil demokrasidir, nereden bakarsan tutarsız nereden bakarsan ahmakça…

Arizi kavramına dönelim. Nedir arızi olan; rutinin dışına çıkan, istisna olan. Kural oluşturamayan. Arızi olan tüm paradigmanın işleyen kuralalrı ve mekanizmasına aykırı bir şekilde cereyan eden ve mekanizmanın yönüne engel olamayan basit vakalardır.

Sözgelimi bir terör örgütünün barış demesi arızidir. Bir yandan Kızılay’da bombalar patlatırken diğer yandan sivil ölümleri lanetliyoruz demesi arızidir.

Batı’nın mültecileri düşünüyormuş gibi iki mültecinin elinden tutması bir mülteci çocukla oyun oynaması arızidir. Düzenli olan ise anında sınırların kapatılması, geri gönderilmesi, dışlanması, aşağılanması, süründürülmesi, üzerine işenmesidir.

Batının teröre karşı yaklaşımında ise ne düzenlilik görürsünüz ne de arızilik ilkesel anlamda konuşmak gerekirse. Çıkar vechesinde konuşmak gerekirse ise tamamen kendi işine yarayanı özgürlük savaşçısıdır, Kızılay’da bombalar da patlatsa, kendi işine yaramayanı ise terörist ilan edendir.

Azizim, hakim paradigma anne karnındaki bebeği paramparça eden terör örgütüne başkentinde çadır kurdurandır.

Azizim sen de batı kadar vahşi ve ilkesiz olacaksan neden batı ile mücadele ediyorsun diye sana da sorarım.

Azizim herşeyden önce arızi olanı ve nizami olanı keşfet ondan sonra çok biliyormuş gibi sana her gün binlerce kez tekrarlatılanı tekrar et.
Nizamın adil olanı makbuldür, merhamet üzere gönüllere taht kuranı makbuldür.

Vicdandan ayrılma ama unutma ki vicdanlı olmak için bile nitelikli bilgiyi analiz edecek bir özgür beyne sahip olmalısın. Sana tekrar ettirilen, tabu olarak önüne konan herşeye kocaman bir La (hayır) demelisin.
Bizler öleceğiz oysa bu kıstaslar geleceğin dünyasının belirleyicisi olacak.

23 Mart 2016, Ankara
Yarına Notlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir