Kutu

İnsanı insan yapan nedir? Düşünebilme ve sorgulayabilme yetisi değil mi?

Bu platform da bu amaçla var. Senin için değili belki biraz benim için ama esas kimin için biliyor musun? Burası sürpriz olsun.

Ne diyorduk mademki insansın düşün ve sorgula!

Ancak bir sorun var dostum. Bir kutuda yaşatılıyoruz hepimiz. En özgür olanın bile sadece kutusu biraz büyük. Sorguladıkların hep kutunun duvarlarına çarpıyor farkında mısın dostum?

Dünyanın en zeki insanı olabilirsin. Duygusal zekan, sosyal zekan sayısal zekan, analitik zekan bunların hepsinde dünyanın yüzde 99’undan daha iyisin belki de.

En entelektüel, en kültürlü, en birikimli de olabilirsin.

Hala bir sorun var dostum, anlamıyorsun. Hala o kutunun içindesin. Tüm dahiyane çıkarımların, entelektüel sorgulamaların o kutunun duvarlarına çarpıyor, yankılanıyor ve geri dönerken kayboluyor. Madem öyle paramparça edelim kutuyu. Yıkalım duvarları.

Yok dostum öyle kolay değil. Aslında kolay ancak madem o kadar zekisin bilmen lazım önce kutuyu analiz etmek gerek. Hangi materyal kullanılmış görmek gerek o materyali nasıl etkisiz hale getiririz, çözümleme yapmak gerek.

Galileo’yu bilirsin dostum, evrenin merkezi dünya değil dedi diye ilk tepkiyi filozoflardan gördüğünü de bilir misin? Sanıyor musun ki Galileo’ya karşı çıkanların hepsi gerizekalıydı?

Elbette hayır, filozoflar, zamanın kerliferli biliminsanları içinde yaşadıkları kutunun duvarlarının yıkılmasını istemediler. Bir insan neden kendisini hapseden kutunun yıkılmasını istemesin ki? Çok saçma değil mi? Hiç de öyle değil dostum. Bu kutu, ufkunu daraltabilir, seni hapsedebilir dostum ama muazzam bir de konfor sağlar. Popüler olanı savunmak daha konforlu bir alandır. Üstelik havalı görünürsün ortamlarda.

Fransız filozof Michel Foucault bu kitabında, Don Quxote’un dönemin normalini oluşturan dairenin hep sınırlarında dolaştığını ve bu sınırın her iki tarafında da ayakizleri bıraktığı tespitini yapmıştır.

Hem o kutunun dışına çıktığında Don Quixote gözüyle bakarlar sana. Çünkü o kutuyu etrafına koyanlar o kutunun dışını senin için yaşanmaz yapacak iktidar teknolojilerini zaten geliştirmiş.

Hazır mısın hala? Eline tahtadan kılıcını alıp yel değirmenlerine karşı savaşmaya. Delirmişsin sen! Herkes böyle der. En yakınların dahi. Buna cesaret edebilir misin? Delilik bu dostum. Yok mecazi değil, kelimenin tam anlamıyla. Tıbben deli kabul edilmeye cesaret edebilir misin?

İngiliz yazar Aubrey de Sellincourt Cervantes’in bu ölümsüz eseri hakkında şöyle der:

Don Quixote hayatta en az üç kez okunmalıdır;

Gençlikte okunmalı, gülmek için.

Orta yaşta okunmalı, düşünmek için.

Yaşlilikta okunmalı, ağlamak için.

Neyseki deliliğin bile havalı olduğu zamanlarda yaşıyorsun. Tabii yine de mental tesislere fazla yakın durma, oraya ait olduğunu anlamasınlar.

1 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir